bir yerlerde  

kapan!
  1. ''konu minik yiğenimden açılınca çenek düşüyor kusura bakma'' derken, o gayet halinden hoşnut görünüydu.

    ''seni dinlemek gerçekten güzel.'' diyerek de bunu destekledi.

    teşekkür mü etsem bilemedim.tebessüm etmekte yetindim. yiğenimi ne kadar özlediğimin farkına vardım ondan bahsederken.
    kokusu burnumda tütüyordu.
    hatta eve gitmeden önce birazcık onu sevmeye gitsem iyi olacaktı diye düşünürken;

    ''hep böyle utangaç mısındır?'' dedi..

    şaşkınlığım bakışlarıma yansısa da kendimi sormaktan alıkoyamadım;

    ''nasıl yani?''

    aradaki bir kaç saniyelik sessizlikte, kendini doğru ifade edebilecek cümleleri seçiyordu muhtemelen..

    ''gülümserken başını önüne eğmen, ve cümle kurarken gözlerimin içine sürekli bakamaman, hatta dinlerken bile.. ''

    hep böyle mi bilemem ama, o anda utanmıştım cidden. ancak, başımı önüme eğmek yerine gözlerimi dondurmanın eriyen kısmına, elimi de dondurma kaşığına götürdüm.. dondurma kasesi önümde olduğundan sanırım yine utandığımı sergilemiştim istek dışı..

    '' işte tam olarak böyle '' dedi..

    utanmasından dolayı utanan kaç kişi vardır acaba benim gibi diye düşünmek hafifçe tebessüm oluşturdu yüzümde.. başımı kaldırdığımda, onunda yüzünde tebessüm yerleşmiş olduğunu görünce 'acaba düşüncelerimi mi okuyor' diye düşünmekten alamadım kendimi.
    gözlerini dikip öylece kalması benden bir cevap beklediği anlamına geliyordu sanırım..

    ''bilmem..'' dedim dondurmanın erimeyen kısmını eriyen kısmıyla karıştırırken..

    ''hadi kalkalım mı artık'' diye cümle kurabilmek için kısa cevaplar vermeye başladığımın farkınada sonrada vardım. ki o benden önce farketmiş olmalı ki; yeni konu açmak yerine susmayı tercih etti..
    kendini kötü hissetmemesi için şelalelin o coşkulu köpüklerine dalıp durdum.

    ''ne kadar güzel dimi?'' dedi.

    ''evet'' dedim. ''daha önce hiç buraya gelmemiştim. gerçekten çok beğendim. insanın ruhunu dinlendiriyor resmen..''

    ''ben fırsat buldukça gelmeye çalışırım'' dedi. ''mesela günün yorgunluğunda kahvemi ya da çayımı burada içmeyi seviyorum. şehirden uzak.. gürültüden uzak.. insanlardan uzak.. ''

    o şelaleye izlerken ve bu cümlelerine devam ederken bende onu izledim bir süre..
    sesinde tanıdık bir ton aradım...
    cümle arasında tanıdık bir mimik, bilindik bir tebessüm aradım..
    kirpiklerinde.. burnunda.. dudaklarında.. şakaklarında.. saçlarında gezdirdim gözlerimi..
    yoktu..
    bana dönüp bakacağını hissettiğim anda bakışlarımı kaçırmak yerine gözlerinin içine baktım.. gözlerine.. ta içine... hiç birşey yoktu. ısrarla baktım.. gözlerim doluncaya kadar.. birazcık utanıp 'minik bir çocuk gibi başını önüne tebessüm ederek eğmek' yerine o da ısrarla gözlerime baktı.. ben çekmedim.. o da çekmedi. istediğim bu değildi..

    ne aptalım diye düşündüm o an..

    tekrar gözlerimi çıldırmış gibi akan suya çevirdim.. dolan gözlerim, bir çılgınlık yapmamalıydı..

    derken;

    ''iyi misin'' dedi..

    ''evet'' dedim.. ''kalkalım mı?''

    (denize dusen damla 30/01/2015 23:53)

  2. deniz sözlük - 2009-2018

    sözlük hiçbir kurumla bağlantılı olmayan birkaç kişi tarafından düşünülmüş bağımsız bir platformdur. sözlük içerisindeki yazıların tüm sorumluluğu yazarlarına aiittir. sözlük bu yazıların doğru olduğu hakkında bir teminat vermez. yazılan yazıların telifi bize ait değildir, çalınız çırpınız ama kaynak gösteriniz.